Rize

image

     Pontus Krallığı döneminde "SANNİKA" Roma imparatorluğu döneminde "Pontus Polemoniacus", Osmanlı imparatorluğu ve Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde "LAZİSTAN" olarak anılan Rize'nin bugünkü adının nereden geldi yolunda farklı rivayetler vardır. Bir görüşe göre yunanda da pirinç anlamına gelen "Rhizos" ya da Rumcada dağ eteği anlamına gelen Rhiza sözcüklerin değişime uğrayarak Rize olduğu şeklindedir. Bir diğer görüş ise Osmanlıcada kırıntı, döküntü anlamına gelen "Rize" kelimesinin aynen kullanımıyla ilin adını aldığıdır.
     Rize'nin yazılı tarihine ilişkin dolaysız bilgiler, Ege'de yaşayan Miletos'lu denizcilerin yöreye yaptığı seferlerle başlar. M.Ö. 670'lerde Milatos'ların Karadeniz kıyılarında kurdukları Kolonileri Rize'ye kadar uzattıkları biliniyor. Med ve Persler'in de istilasına uğrayan bölge daha bu dönemde lyonlulan dolayısıyla Grek Kültürünün etkisine girmiştir.
     İlkçağlarda Pontus Krallığı'nın egemenliğine giren Rize yöresi 11. yy.'a kadar İslâmi akımların etkisi dışında kaldı. 11. yy. da Büyük Selçukluların yükselme döneminde Melikşah'ın (1072-1092) hâkimiyeti altına girdi, ancak 1. Haçlı Seferinde (1096-1099) tüm Karadeniz kıyılan gibi Rize'de önce Bizans, daha sonra da Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu’na katıldı. 1461' de Sultan Mehmet tarafından Trabzon ile birlikte Osmanlı sınırları içine alındı. Bu yıllarda, Rize'nin Trabzon eyaleti Batum Gonya Sancağı içinde yer aldığı biliniyor.
     19. yy.'ın ikinci yarısında Trabzon eyaletinin bir sancak merkezi olan Batum Rusya'ya bırakılınca Rize sancak merkezi oldu. Birinci Dünya Savaşında Ruslar tarafından işgal edilen Rize 2 Mart 1918'de işgalden kurtuldu ve 1924'de İl Merkezi oldu.

Çay

image

    

Türkiye'de çay tarımın ile ilgili ilk girişimler 1917 yılından sonra gelişmiştir. Batum ve havalisinin ana vatana geri verilmesini izleyen günlerde inceleme yapmak üzere bölgeye bir heyet gönderilmiştir. Heyete yer alan Halkalı Ziraat mektebi Alisi Müdür vekili Nebatat ve Emraz-ı Nebatiye Müderrisi Ali Rıza ERTEN seyahat dönüşü iktisat vekaletine sunduğu 91 sayfalık raporunda benzer ekolojiye sahip olan Doğu karedeniz kıyılarımızda da çay bitkisinin yetiştirilebileceği açıklanmıştır.
Sonradan İktisat vekâleti tarafından Şimal-i Şarki Anadolu ve Kafkasya da Tetkikat-ı zirai adı altında kitap halinde yayınlanan raporunda Ali Rıza Erten; Rusya'da 1833 senesinde çay yetiştirme denemesi yapıldığını, ancak seçilen bölgenin uygun olmamasından başarı sağlanamadığını, bunun üzerine 1892 senesinde Çin, Hindistan, Japonya ve Seylan'da çayın yetişme şartlarını ve işleme tekniğini tetkik etmek üzere gönderilmiş olan bir ilim heyetinin beraber getirdikleri 6000 çay fidanı ve birkaç yüz okka çay tohumu, Tiflis, Sohum nebatat bahçeleri ile Kutais vilayetine ait bahçelerde diktiklerini, alınan neticelere göre çaylık sahasını genişlettiğini, bu suretle çay ithalat için dört milyon altının ihracını men etmek için çalışıldığını, bu arada şark memleketlerinden dönen C.S. Popof`un ayrıca gayretleri ile bu bölgede çayın ekonomik değer kazandığı belirtilmiştir. Çay dış alımı için ödenen paranın yüksekliğine de işaret eden Erten, ekolojik yönden uygun olması nedeni ile Rize bölgesinde çay tarımı yapılmasını önermiştir. Ayrıca bölgede limon, portakal, mandalina, bambu üretimini sağlamak üzere önlemler alınmasının yararlı olacağı belirtmiştir.
Birinci dünya savaşından sonra ortaya çıkan öncelikli olaylar nedeni ile Ali Rıza Erten' in raporu dikkate alınmadı. Savaş öncesi para kazanmak üzere Batum ve havalisine giden Doğu Karadenizlilerin harpten sonra bu olanağı bulamamaları, sorunların daha da belirgin şekilde ortaya çıkmasına neden oldu. İşsizlik ve yoksulluk nedeni ile bölge insanlarının yurdun değişik yerlerinde çalışma zorunda olmaları ve ailelerinden uzakta yaşamaları bölgede iş alanlarının yaratılmasını zorunlu kıldı. Sorunun çözüme kavuşturulması ve bölge insanlarına gelir kaynağı yaratılması için o günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisinde önemli görüşmeler yapıldı. Uzun görüşmeler sonunda Büyük Millet Meclisin de 16 Şubat 1924 tarihinde Rize vilayeti ile Borçka Kazasında fındık, portakal, mandalina, limon ve çay yetiştirilmesi adında 407 sayılı kanun kabul edildi.  Kanunun yürürlüğe girmesinden hemen sonra çay tarımı ile ilgili ön denemeleri yapmak, bölgede meyveciliğin gelişmesini sağlamak amacıyla Rize'de Bahçe Kültürleri İstasyonu kuruldu. İşleri organize etme ve yürütmesi için Ziraat Umum Müfettişi Zihni Derin görevlendirildi. Bilgi ve görüşünü artırması ve çay tohumu alması amacıyla Rize ziraat memuru Batum'a gönderildi. Batum'dan satın alınan bir miktar çay tohumu ile Rize'de bu günkü Çay Araştırma Enstitüsü Merkez Fidanlığında çay fidanı üretimine başlandı. Aynı yıl yerinde incelemelerde bulunmak üzere Zihni Derin'de Batum'a gitti.
Rize merkez fidanlığında üretilen fidanlar bir yandan yöre halkına dağıtılırken bir yandan da üretim denemelerinin yapılması için pek çok ilimize gönderildi. Bu ilerin hepsindeki koşullar Ali Rıza Ertenin raporunda ayrıntılı şekilde açıklanmış bulunan çayın ekolojisine uymuyordu Zaman ilerledikçe çay fidanlarının üretim ve dağıtımındaki heyecan, üreticilerin ilgisizliğine paralel olarak azaldı. Gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgide verilmeyen üreticiler, geleceğin neler getireceğini bilmedikleri için çay tarımına ilgilerini giderek yitirdiler. Böylece 1933 yılına kadar gelindi.
      Hükümetin kendi kendine yetme ilkesine benimsemesi ve 1933 bunu bir programa bağlaması üzerine, ülkemizde çay tarımı yeniden gündeme geldi. Ancak organizasyonun sağlanması ve hazırlık çalışmalarının tamamlanabilmesi için iki yıl daha geçti. Zamanın Ziraat vekili Pr.Muhlis Erkmen' in bilim heyeti eşliğinde 1935 yılında Rize bölgesinde yaptığı bir inceleme gezisinde bölgenin çay tarımı ve sanayinin gelişmesine her yönden elverişli olduğu kanısına varıldı. Bunun sonucu olarakta çay sorununun kesin şekilde çözümlenmesini kararlaştırıldı. İlim heyetinde yer alan,    
        Pr.Dr. Şevket Raşit Hatipoğlu Türkiye'de çay iktisadiyatı adlı kitabında çay yetiştirmenin teknik ve ekonomik sorunları ile ülkemizde çaycılığın geliştirilmesi için alınması gereken önlemleri kamuoyunun dikkatine ayrıntılı bir şekilde sundu. Bu geziler, tartışmalar ve yazışmalarla iki yılın daha geçtiğini ve 1937 yılına gelindiğini görüyoruz. Çay tarımının yerleştirilip geliştirilmesi için Zihni Derin tam yetki ile yeniden görevlendirildi. Geçmişte yitirilen yılların deneyimi ile sıkı tutulan işler bu kez daha bilinçli ve programlı şekilde yürütülmeye başlandı.
       Tohum damızlık bahçesi kurmak, fidan üretim yeniden üreticiye dağıtmak amacı ile 1937 yılı içerisinde Gürcistan `dan 20 ton çay tohumu satın alındı. Aynı amaçla 1939 yılında 30 ton ve 1940 yılında da 20 ton olmak üzere toplam 50 ton daha çay tohumu satın alınarak üretim yaygınlaştırıldı. 29 Mart 1940 tarihinde 3788 sayılı Çay Kanunu ile çay tarımı ve üreticisinin desteklenmesi güvence altına alındı. Bu dönemde Zihni Derin aydın tarımcılara öncülük yaparak çay tarımının hızla gelişmesinde büyük çaba harcadı.
       Bu arada, Rize Ziraat Odaları başkanı Muharrem Şadoğlu ve Ticaret Odası başkanı Hulusi Karadeniz'in çayın bölgede yaygınlaşmasında üstün hizmetleri görüldü. Bölgede çay tarımının yerleşmesi ve çay sanayinin kurulup geliştirilmesinde üstün hizmetleri nedeni ile Zihni Derin çayın babası olarak bilinmektedir. Bu üstün hizmetleri değerlendiren Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu 1969 yılında Zihni Derini hizmet ödülü ile ödüllendirmiştir.
3788 sayılı kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan kararname ile çay tarım alanları, ekolojik ilkelere göre araklı deresinden komşumuz Gürcistan sınırına kadar sahilde 15 km içeriye olmak üzere belirlendi. Çay tüketim ve dış alım durumu dikkate alınarak 30 bin dönümlük bir alan çay tarım için ayrıldı ve ziraat bankasının 5 yıl süreyle üreticiye faizsiz olarak 25 lira kredi vermesi kararlaştırıldı. Aynı kararname ile 1940 yılında Hopa, Sürmene ve Of’ ta çay tarımının yapılmasına izin verildi.
Bu yılarda elde edilen yaş çay Zihni Derin tarafından kurulan atölyelerde işlenerek siyah çay elde edilmiştir. Kahvenin yanında çayda 1942 yılında tekele alınmış ve üretilen çaylar tekel idaresine verilmiştir.
Giderek yeşil çay üretimi artması nedeni ile çay fabrikası kurma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. 1946 yılında çay ile ilgili, tüm işlerin yönlendirilip yürütülmesi Devlet ziraat işleri kurumuna devredildi. Anılan kurum tarafından 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikası 1947 yılında Rize'nin fener mevkiinde işletmeye açıldı.
Çay tarımının ve çay üretimi ile pazarlanmasının ayrı bakanlıklarının sorumlulukları altında yürütülmesine 6.12.1971 tarihinde çıkarılan bir kanunla son verildi. Çay kurumu Genel Müdürlüğünün kısa adı ile ÇAYKUR'un 1947 sayılı kanun ile kurulmasından sonra Türkiye çaycılığı hızlı bir gelişme sürecine girmiştir.

Özel sektöre çay üretim izni 4.12.1984 tarih ve 3092 sayılı çay kanunu ile verildi ve böylece yeni bir uygulama başlatıldı. 1945-1950 yılarını kapsayan dönemde çay tüketimi yaklaşık 3 kez artmıştır. Bu nedenle 3788 sayılı kanunla belirlenen çay tarım alanların genişletilmesi zorunlu oldu ve 27.2.1950 tarihinde çıkarılan 574 sayılı kanun ile çay tarım alanı 65 000 dönüme yükseltildi. Daha sonra çay tarım alanının kanun yoluyla genişletilmesi yerine bu hususta bakanlar kuruluna 10.07.1953 tarih ve 6133 sayılı kanun yetki verdi. Çaylık kuracak üreticilere verilecek faizsiz kredi miktarı 25.06.1956 tarih ve 6754 sayılı kanunla dönüm başına 75 liradan 350 liraya yükseltildi. 6.09.1955 tarih ve 4/3840 sayılı kararname ile Giresun Merkez, Bulancak, Keşap, Tirebolu, Görele' de sahilden 15 km içeriye ve 500 metre yüksekliğe değin; 22.07.1957 tarih ve 4/9290 sayılı kararname ile Ordu Merkez, Perşembe, Fatsa'da 13.06.1966 tarih ve 6/6578 sayılı kararname ile Maçka'ya bağlı Akköse, Kendi Güleri, Tüfekçi, Ormancık, Çaybaşı, Taşçılar, Günebakan, Uluçami, çalışanlar köylerinde çaylık kurma izni verildi. Bu arada 3.2.1968 tarih ve 6/9603 sayılı kararname ile kayıt dışı 65 000 dönüm çaylığın kayda alınması uygun bulunarak bölgede çay tarımı yapılan toplam alan 265 000 dönüme yükseltildi çay ekim alanı 1972 yılında 400 000 dönüme ve 1983 yılında ise 646 000 dönüme kadar çıktı. Günümüzde  767 bin dekar çaylık sahada yaklaşık 202 bin üretici çay tarımı ile uğraşmakta, yıllık yaş çay ürünü rekoltesi iklim ve tarımsal teknik koşullara bağlı olarak 1.000-1.300 bin ton arasında değişebilmektedir. Çay tarımı bölgede çoğunlukla küçük aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır. Çay üreticilerinin %79,4'ü 0,001-5 dekar, %17,6'sı 6-10 dekar, %2,4'ü 11-15 dekara kadar çaylık alana sahiptir. Çaylık alanların %65'i Rize, %21'i Trabzon, %11'i Artvin, %3'ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadır.